Onayla
İptal veya Değişiklik

Otel Konumu

Harita ve Konum

Fırat Mahallesi Şanlıurfa Blv. No: 146 21090 Kayapınar/Diyarbakır
Telefon: 0412 252 0606/0808
Faks: 0412 219 1700
www.divan.com.tr
info.diyarbakir@divan.com.tr

AIzaSyD2BYIlzZD6V03nr5KzBdeiXhwrrNHZbIM

Divan Diyarbakir

Fırat Mahallesi Şanlıurfa Blv. No: 146 21090 Kayapınar/Diyarbakır

Genel Bakış

En yeni 5 yıldızlı Diyarbakır oteli olan Divan Diyarbakır, havalimanında sadece 4 km uzaklıkta, şehrin iş ve sanayi merkezinde yer alıyor. Diyarbakır’ın ve yakın çevrenin görülmesi gereken en güzel yerlerine kolay erişim sağlayan Divan Diyarbakır, bölgenin en özel lezzetlerini şeflerinin yorumuyla Divan Pub’da sunuyor. İş için seyahat eden misafirlerini, son teknolojiyle donatılmış toplantı odaları ve asistanlık hizmetleri, rahatlamak isteyen konuklarını ise açık yüzme havuzunun da dahil olduğu spa ve fitness alanları bekliyor.

Ulaşım Hizmetleri

Otel ya da havalimanına transfer ve şehir içindeki ulaşım çözümleriniz için resepsiyona danışarak bilgi alabilirsiniz. Divan Diyarbakır aracılığıyla erişebileceğiniz araç kiralama, taksi, rezervasyon doğrultusunda havalimanı ile otel arasında ücretli transfer ve vale hizmetleri mevcuttur.

Yakın Çevre

Güneydoğu Anadolu’nun en önemli kentlerinden olan Diyarbakır, içinden geçen Dicle Nehri’nin bereketiyle binlerce yıl boyunca medeniyetlere ev sahipliği yapmış, bu kültürlerin izlerinin günümüze de yansıdığı, gerçek bir deneyim ve keşif noktası haline gelmiştir. İnsanlık tarihinde yerleşik hayata ilk geçilen topraklardan, Roma İmparatorluğu’nun doğu sınırı olmaya, sonrasında İslam kültürünün önemli yapılarına ev sahipliği yapmaya kadar Diyarbakır’da yaşam tarih boyunca hareketli olmuştur.

Anadolu ve Mezopotamya’nın birleşim noktasında yer alan şehir, bu iki önemli kültürü ve kaynaşma noktalarını tecrübe etmek için ziyaretçilerine eşsiz imkanlar sunar. Dicle Nehri’nin suladığı Hevsel Bahçeleri’nin verimli toprakları gibi, Diyarbakır da her zaman misafirlerine kucak açan bir şehir olmuştur. Zengin mutfağı, kendi başına birer deneyim olan Türk kahveleri ve şarapları ağırlama kültürünün önemli parçalarını oluşturur.

Çin Seddi’nden sonra, dünyadaki en eski surlarla çevrelenen şehrin köklü bir han kültürü vardır ve bu hanlar günümüzde de şehrin en uğrak noktalarıdır. Dicle’nin üzerinden geçen ve şehrin ikonik yapılarından olan On Gözlü Köprü, şehrin 15 yüzyıl önceki sakinleriyle aynı rotayı izlemenizi sağlarken, Cahit Sıtkı Tarancı müzesi sizi Cumhuriyet döneminin benzersiz şairlerinden birinin doğup büyüdüğü eve götürür. Diyarbakır’dan biraz daha uzaklaştığınızda ise tarihin en eski yerleşim alanlarından biri olan Çayönü Höyüğü’nü ziyaret edebilir, binlerce yıl daha medeniyetleri ağırlayacak bu yörenin başlangıç noktasını keşfedebilirsiniz.

Görülecek Yerler

Tarihi Diyarbakır Surları ve Hevsel Bahçeleri

2015 yılında Unesco Dünya Kültür Mirası listesine dahil edilen Tarihi Diyarbakır Surları ve Hevsel Bahçeleri dönemin binlerce yıllık tarihinden izler taşıyorlar. İç ve dış olmak üzere iki bölümden oluşan surlar, 7 bin yıllık geçmişiyle Çin Seddi’nden sonra dünyadaki en eski surlar olma özelliğine sahip. Surlar üzerinde bulunan süsleme ve kitabeler yapının görkemini artırırken Hevsel Bahçeleri’nin tarihi 8 bin yıl geriye gidiyor. Surlar ve Dicle nehri arasında yer alan bahçeler, sayısız medeniyeti beslemiş verimli topraklardan oluşuyor. 

Dicle Nehri

Kültürlerin doğup geliştiği, efsanevi Mezopotamya bölgesini besleyen iki nehirden biri olan Dicle Nehri, sadece yörenin değil ülkemizin de en önemli coğrafik unsurlarından biridir. Toplam uzunluğu yaklaşık 1400 km olan nehrin yaklaşık 500 km’si Türkiye sınırları içindedir. Kendisi kadar meşhur Fırat Nehri’yle birleşerek Basra Körfezi’ne dökülür. Dicle Nehri’ni Diyarbakır Kalesi’nden izleyerek yeşilliklerin içinden, kıvrılarak akışına şahit olabilir, üzerindeki On Gözlü Köprü’den geçebilirsiniz.

Hasan Paşa Hanı

Hasan Paşa Hanı’nın yapımına, Diyarbakır’ın Osmanlı Devleti’ne katılmasının ardından, 1572-1575 yıllarında, Diyarbakır valisi Sokullu Mehmet Paşa'nın oğlu Vezirzade Hasan Paşa tarafından başlanmıştır. Han, dikdörtgen bir yapıya sahiptir ve ortasında geniş bir avlu bulunur. Çeşitli restorasyonlardan sonra tarihi dokusunu bugün hala koruyan handa keyifli vakit geçirebileceğiniz restoran ve kafelerin yanında, sevdiklerinize ufak hediyeler alabileceğiniz süs ve antika eşya dükkanları da bulunmaktadır.

Malabadi Köprüsü

Ünlü şarkılara konu olmuş, kendi başına da adeta bir sanat eseri olan Malabadi Köprüsü’nün tarihi 1147 yılına, Artukoğulları dönemine uzanır. Günümüze ulaşan taş kemerli köprüler arasında, 40.86 metre ile kemer açıklığı en geniş olandır. Sivri kemerinin yanı sıra, üzerindeki insan, hayvan, güneş işlemeleri ve yolcular için inşa edilmiş, her iki yanındaki barınaklarıyla dikkat çeker.

Ulu Cami

639 yılında, Hz. Ömer döneminde, Martoma Kilisesi’nin bulunduğu yere yapılan Ulu Cami, 1091 yılında Büyük Selçuklu İmparatoru Melikşah’ın emriyle büyük bir onarıma girmiştir. İslam aleminin 5. Harem-i Şerif’i olarak kabul edildiği için büyük bir manevi öneme sahiptir. Diyarbakır’daki en büyük tarihi yapılar topluluğu olan Ulu Cami’nin bünyesinde iki cami, iki medrese ve büyük bir avlu yer alır. En görülesi yapılarından biri de avlusunda bulunan ve 800 yıldan uzun bir geçmişe sahip olan güneş saatidir.

Sülüklü Han

Hanilioğlu Mahmut Çelebi ve kız kardeşi Atike Hatun tarafından, 1683 yılında inşa edilen, 2010’daki restorasyonunun ardından bölgenin en popüler noktalarından birine dönüşen Sülüklü Han’da özellikle menengiç kahvesini denemek gerekir. Hana ismini veren, geçmişte içinde bulunan kuyudan hekimler tarafından tedavi amacıyla çıkarılan sülüklerdir. Bugünse han, gezileriniz sırasında soluklanmak ve enerjinizi toplamak için ideal bir ortam sunar.

4 Ayaklı Minare

Dört sütun üzerinde bulunan bir minareden oluşan, Şeyh Mutahhar Camii olarak da adlandırılan bu çok özgün yapı, 1500 yılında Akkoyunlu hükümdarı Kasım Han tarafından inşa ettirilmiştir. Siyah ve beyaz taşlardan yapılan, köşeli hatlara sahip bu camiyle ilgili bir efsane, farklı zamanlarda 7 kere altından geçen kişilerin dileklerinin kabul olacağını söyler.

On Gözlü Köprü

Diyarbakır’ın güzellikleri arasında şehrin simgelerinden biri olan On Gözlü Köprü de bulunur. Dicle Nehri’nin üzerinde yer alan ve Dicle Köprüsü olarak da bilinen bu köprü 1065 tarihinde Mervanoğulları tarafından inşa edilmiştir. Ancak aynı yerdeki köprü temellerinin 6. yüzyılda yaşamış İmparator 1. Anastasius zamanına kadar gittiği düşünülmektedir. Tarih boyunca pek çok yeniden yapım ve onarımdan geçen köprü 172 metre uzunluğundadır. Köprü üzerinden yapacağınız keyifli bir yürüyüşle Dicle Nehri’nin akışını bu sembolik noktadan izleyebilirsiniz.

Cahit Sıtkı Tarancı Müzesi

Ölümsüz eserleri ve en çok da “Otuz Beş Yaş” şiiriyle tanınan Cahit Sıtkı Tarancı’nın doğduğu bu ev, hem Türk edebiyatının en önemli şair ve yazarlarından birini keşfetmek hem de Diyarbakır evlerinin meşhur mimarisine şahit olmak için güzel bir fırsat sunar. Diyarbakır merkezde yer alan 1773 tarihli evde, ünlü şairin anısını yaşatan özel eşyaları, mektupları, fotoğrafları ve kitapları sergilenmektedir. Cahit Sıtkı Tarancı, kesme siyah bazalt taştan inşa edilmiş, 14 odalı bu evin iki katlı olan yazlık kısmında, 4 Ekim 1910 tarihinde dünyaya gelmiştir. Yazar, meşhur şiirinde 35 yaşı “yolun yarısı” olarak nitelese de 1956 yılında, henüz 46 yaşındayken Viyana’da vefat etmiştir.

Asur Kalesi

Diyarbakır’a 50 km mesafede, Eğil ilçesinde bulunan, Eğil Kalesi olarak da anılan Asur Kalesi’nin üç tarafı vadilerle çevrilidir ve Dicle Nehri’ne bakar. Zamanında sığınak ve depo olarak kullanılmıştır ve bir düşman saldırısı sırasında kaçış amacıyla kullanılabilecek yeraltı tünellerine sahiptir. Kalenin Asurlular tarafından yapıldığı tezini destekleyen önemli unsurlardan biri ön kısmında bulunan uzun çivi yazısı ve Asur kralı figürüdür. Ziyaretiniz sırasında kalenin kuzeydoğusunda kalan kral mezarlarını da görebilirsiniz.

Çayönü Höyüğü

Diyarbakır’a 65 km uzaklıkta, Ergani ilçesinde yer alan Çayönü Höyüğü’nde yapılan kazılar, bu alanın yerleşik hayata ilk geçilen noktalardan biri olduğunu göstermiştir. Yerleşim geçmişi 10.000 yıl öncesine kadar uzanan Çayönü’nde neolitik döneme ışık tutan birçok unsura rastlanmıştır. Burada kilden çanak çömlek yapımı, bakırın işlenmesiyle alet yapımı gibi gelişmeler dünyadaki birçok yerden daha önce yaşanmıştır. Çayönü kazılarında ortaya çıkarılan çeşitli aletler Diyarbakır Arkeoloji Müzesi’nde sergilenmektedir.

Zerzavan Kalesi

Zerzavan Kalesi İS 400 ile 700’lü yılları arasında Doğu Roma İmparatorluğu tarafından Diyarbakır ile Mardin arasında antik ticaret yolu üstünde askeri üs olarak kurulmuştur. Diyarbakır ili, Çınar ilçesine 13 km, Demirölçek Köyü’ne 1 km uzaklıkta yer alan yerleşim yol seviyesinden 124 m yükseklikteki kayalık bir tepe üzerine kurulmuştur. İlk kazı ve restorasyon çalışmaları 2014 senesinde başlatılmış ve halen devam etmektedir. 12-15 m yüksekliğinde ve 1,2 km uzunluğundaki surların içinde bulunan yerleşkede kilise, kaya sunağı, konutlar, mezarlar, arsenal, sarnıçlar, su kanalı ve Mithras tapınağı bulunmaktadır.

Gazi Köşkü

Sem’an Köşkü şehir merkezine 5 km uzaklıkta olup, eski Mardin yolu üzerindedir. 15. Yüzyılda yapılan bu köşk Akkoyunlu mimarisinin tipik özelliklerini taşımaktadır. Mustafa Kemal Ordu Komutanlığı Vekilliği sırasında burada konakladığı için bu köşke Gazi Köşkü de denilmektedir. Günümüzde Atatürk’e ait eşyaların sergilendiği bir müze olarak kullanılmaktadır. Ayrıca çevre düzenlemesi yapılan bu alandaki kafe ve restaurantlar, yaz sıcağından kaçıp, güzel bir manzara eşliğinde serinlemek ve eğlenmek isteyenlerin uğrak mekanlarından biri olmuştur.

Meryem Ana Kilisesi

Milattan önceki yıllardan beri güneş tapınağı olarak kullandıldığı bilinen bir mabedin üzerine 3 yüzyılda kurulmuştur. Süryani Ortodoks diye de bilinen “Yakubi” mezhebine ait olan bu kilise, bugün de varlığını faal olarak sürdüren kiliselerden biridir. Pek çok tarihi eseri bünyesinde barındıran kilisede, ceviz ağacından yapılmış kapılar, azizlere ait tablolar, el işi gümüş kandiller oldukça dikkat çekicidir.

Surp Giragos Ermeni Ortodoks Kilisesi

Kilisesi’nin kesin yapım tarihi bilinmemekle birlikte, kiliseyle ilgili bilgiler yazılı kaynaklara ilk olarak 1517 tarihinde geçmiştir. Bu nedenle 16. Yüzyıl’da yapıldığı düşünülmektedir. Kilisede, 1827 ve 1880 tarihlerinde iki büyük yangın çıkmıştır. 1880 yılındaki büyük yangından sonra ek binalar inşa edilmiştir. Yapılan eklemelerden sonra, ikisi kilisenin ikinci katındaki kadınlar mahfilinde; beşi giriş katında olmak üzere dünyadaki tek 7 horanlı Ermeni Kilisesi haline gelen yapı, üç bin kişinin bir arada ibadet edebileceği kapasiteye ulaşmıştır.