Yerel Saat
Yerel Sıcaklık
15 oC / 59 F
Summit Hotels
Out&About
Divan Touch
Iprefer
Tripadvisor

Divan Antalya

Antalya Turistik Yerler

Kaleiçi

Kaleiçi

Antalya’nın dünyaca da tanınan bölgesi Kaleiçi adını yalın bir gerçekten, muhteşem Helenistik, Roma Bizans ve Selçuklulara ait surlarla çevrili olmasından almış. Etraftaki dolambaçlı, başdöndürücü yollar görenlerin beğenisini kazanan eski Osmanlı konaklarıyla süslenmiş. Birçoğu şık restoranlara ev sahipliği yapan bu konakların arasında göğe doğru yükselen, tarihi 13. yüzyıla dayanan Yivli minare çarpıcı güzelliği ile dikkatleri haklı olarak üzerinde topluyor. Antalya limanı ise Antalya Körfezi ile Likya dağlarının güzelliklerini birleştirerek sunma görevi üstlenmiş sanki.

Perge

Perge

Antalya’nın doğusunda yeralan beş antik kentten en yakın olanıdır Perge (diğerleri Silyon, Aspendos, Side ve Seleucia). Günümüze son son derece iyi koşullarda ulaşan tiyatrosusu, bir stadyumu, Helenistik çağa ait muhteşem şehir kapısı, Bizans’ın ilk dönemlerinde inşa edilmiş iki büyük kilisesi, zarif agorası tüm kültür gezginlerinin hayranlığını kazanmış olsa da  antik kenti asıl öne çıkaran muhteşem sütunlu caddesidir. Bütün kenti boydan boya geçen cadde bir nehir tanrısının figürü ile süslenmiş bir çeşmede son bulur.

Silyon

Sillyon

Perge’nin sadece birkaç kilometre doğusunda yeralmasına rağmen, Silyon ancak bu kadar farklı olabilirdi. Perge yerleşim için geniş Pamfilya ovasını seçmişken, Silyon kilometrelerce uzaktan görülebilecek şekilde yüksek ve dik yamaçlı bir tepenin üstüne kurulmuş. Şehrin ana giriş kapısına ulaşmak için çıkmak zorunda olduğunuz dik yokuşun bizzat kendisi antik kentin en çarpıcı  özelliklerinden biri. Kapıdan girer girmez 13. asırda yapılmış büyüleyici bir Selçuk türbesi karşılar sizi, yolu takip ettiğinizde ise şehir merkezine varırsınız. Şehrin merkezinde göreceğiniz bir büyük kilise, Helenistik çağdan kalan uzun bir Pazar yeri ve Bizanslı yöneticilerin sarayı olması kuvvetle muhtemel yüksek yapı dünden bugüne ulaşan eserlerden sadece birkaçı. Antik tiyatroyu ve diğer kalıntıları görmeden Silyon’dan ayrılmayın.  

Aspendos

Aspendos

Aspendos haklı şöhretini  Selçuklu Sultanları tarafından saraya dönüştürülen Roma döneminden günümüze iyi durumda ulaşan tiyatroya borçlu. Şaşılacak güzellikte olmasına rağmen tiyatronun gözleriniz kamaşturmasına izin vermeyin, bu antik kentte görmeniz gereken daha pek çok harika eser var. Tepenin üstünde, tiyatronun hemen arkasında Türkiye’nin güneyinde görebileceğiniz en anıtsal şehir merkezlerinden biri yer almakta. Merkezdeki agora ise bir mahkeme binasını, geniş bir sarnıcı, son derece iyi korunmuş dükkanlar dizisini ve belki de Türkiye’deki en yüksek çeşmeyi kucaklayacak büyüklükte. Aspendos aynı zamanda en güzel Roma su kemerlerini görebileceğiniz bir kent.

Side

Side

Etrafı altın kumlarla çevrili denize doğru uzanmış kara parçasının üzerine kurulmuş Side antik şehri. Bu cazip konumunun bir sonucu olarak da kalıntılar arasına yerleşmiş olan küçük Selimiye köyü turistlerin akınına uğrayan canlı bir yerleşim birimine dönüşmüş. Buna karşın ören yerinin büyük bir kısmı hala ıssız. Şehir duvarlarının içinde kalan en belli başlı eserlerin arasında Aspendos’takine benzeyen bir büyük çeşme, sütunlu bir cadde, iki agora, iki büyük Bizans sarnıcı (bir tanesi içinde taht odasının da olduğu son derece etkileyici piskopos sarayının hemen yanındadır), çok büyük bir tiyatro, Dionysos mabedi, Athena ve Apollo ile bugün bir müzeye ev sahipliği yapan bir hamam kompleksi sayılabilir.

Seleucia ad Pamphylia

Seleucia ad Pamphylia

Side’nin yaklaşık 55 kilometre kadar kuzeyinde, muhteşem bir orman manzarasının ortasında konuşlanır Seleucia ve Antalya’nın doğusunda yer alan antik kentler içinde en güzellerinden biri ama en az ziyaret edilenidir  ne yazık ki. Şehrin tam ortasında bulunan agora, Türkiye’deki bütün agoralar içinde en iyi durumda günümüze ulaşmış, en ünlü agoralardan biridir. Buradan yaz aylarında kuruyan  dere yatağını takip ettiğinizde daimi su kaynağı ile daha çok doğal bir mağara görünümünü almış kentin çeşmesine ulaşırsınız.  Hemen yanında göreceğiniz büyük hamam-jimnastik salonu kompleksi, yüksek tonozlu salonlarıyla Pamphylia ovası, Antalya körfezi ve uzaklardaki Likya dağlarından oluşan harika bir manzaraya hakim olacak şekilde inşa edilmiş.

Termessos

Termessos

Türkiye’deki antik şehirler içinde en etkileyici ve en büyüleyici olanlarından biri kabul edilen Termessos, Antalya’nın batısında yüksek dağların üzerine kurulmuş. Şehre doğru tırmandığınızda patikanın sol tarafında bütün ön yüzeyi oyma işçiliğinin en zarif örnekleriyle bezenmiş çok hoş bir  cimnastik salonunun önünden geçersiniz. Sağ tarafta ise, bugün  birçok sütun gövdesi ve heykel kaidesi (40’dan fazlası şampiyon güreşçilerin anısına yapılmış) ile dolu sıra sütunlu caddeyi göreceksiniz. Çevre dağları ve vadilerine hakim olağanüstü bir manzaranın keyfine varabileceğiniz şehrin büyük tiyatrosu ise çok uzakta değil. Helenistik ve Roma dönemlerinden kalan şehrin geniş nekropol ve lahitler ziyaretçileri etkileme konusunda tiyatronun gerisinde kalmıyorlar.

Phaselis

Phaselis

Bir dağın tepesinde kurulmuş olan Termessos’un aksine Akdeniz’in tüm büyüsünü yansıtan Phaselis, antik kentler içinde en romantik olanı. Üç limana hakim ormanlarla çevrili bir alanda yeralan kente ulaşmak için önce bir tapınak platformuna ve bir su kemeri arklarına gelirsiniz. Arkların altından geçen basamaklı  ve heykel kaideleri ile süslenmiş geniş yol, şehiri boydan boya geçip Hadrian kapısında son bulur. Su kemerinin etrafa dağılmış parçaları hala dönemlerinin sanatlarını yansıtacak güzellikte. Caddenin kenarında bulunan oldukça iyi durumdaki tiyatro (günümüzde dost canlısı kediler tarafından buluşma yeri olarak kullanılıyor) ve birinde Bizansın ilk dönemlerinden kalma büyük bir kilise olan en az üç agora, Phaselis’i tarih meraklılarının gözünde bir cazibe merkezi haline getiren eserlerden sadece birkaçı.

Olympos

Olympos

Olympos harabeleri yüksek dağların gözcülük yaptığı, uzun harika bir plaja açılan dar bir nehir vadisinde yer alır. Bir zamanların bakımsız şehrinde bugün  çalılıklar temizlenmiş  ve ortaya çıkarılan ören yeri çok hoş bir gezi alanına dönüştürülmüş. Dolaşmanın yaklaşık yarım gününüzü alacağı harabeler, çok sayıda mezar, Antoninus Pius’a adanmış bir tapınak, etrafında evler olan bir cadde, bir tiyatro, son derece etkileyici bir hamam kompleksi ve büyük bir sarnıcı kucaklıyor. Tüm bu anıtların içinde en ilgi çekici ve şaşırtıcı olanı ise muhtemelen bir piskoposa ait, beş mozaik zemini olan gösterişli Bizans yapısı.

Limyra

Limyra

Çok sayıda kaynak suyunun bir nehir oluşturup ikiye böldüğü Limyra,  yüksek bir akropol tepesinin eteklerinde kurulmuş. Şehri çeviren iki surdan daha batıda olanında imparator Augustus’un yeğeni ve varisi, M.Ö. 4. asırda burada ölen Gaius Caesar’ın gömü yerinin günümüze ulaşabilmiş bir bölümünden başka bir şey yok. Diğer sur ise bir katedral ve piskopos sarayını çevreliyor. Hemen dışında nisbeten daha küçük ancak bugüne çok daha iyi korunarak gelmiş tiyatroyu görebilirsiniz. Tiyatro,  son derece zengin bir iş adamı olan Opromons tarafından armağan edilmiş şehre.

Rhodiapolis

Rhodiapolis

Lykia’nın kalabalık kasabası Kumluca’dan sadece bir kaç kilometre uzakta olmasına karşın, Rhodiapolis az bilinen bir yerleşim yeri. Ağaçlarla kaplı bir tepenin üstünde olan antik kent, kendisine ulaşmak için çaba sarfedenleri güzelliği ile ödüllendiriyor sanki. Opromons’un anıt mezarına ulaşıyorsunuz önce. Şehrin yerlilerinden olan Opromons,  özellikle M.Ö. 141 yılındaki büyük depremden sonra Lykia şehirlerini yeniden yapılandırmak için çok şeyler yapmış. Görmeden Rhodiapolis’ten ayrılmamanızı önereceğimiz diğer anıtlarsa iki hamam kompleksi, içinde ağaçlar bulunan bir tiyatro, büyük bir katedral ve çok sayıda sarnıç olarak sıralanabilir. Sayıları yirmiden fazla olan sarnıçların bazıları büyük  ağaçları barındırabilecek boyutlarıyla insanları şaşırtmaya devam ediyor.

Myra / Aziz Nikolas Kilisesi

Myra / The Church of Saint Nicholas

En  önemli Lykia şehirlerinden biri olan Myra,  Bizans eyaletinin de başkentlik yapmış.  Bugün, antik kentlerin bir çoğunun  modern Demre kasabasının altında kalmış olmasına rağmen, muhteşem bir tiyatro ve kesme taştan bir gurup resimli mezar ayakta kalmayı başarmış. Aziz Nikolas Kilisesi maalesef çok kötü bir restorasyon geçirmiş. Zengin ama zevksiz bir Alman baron tarafından finanse edilen restorasyon çalışmasından geriye kalan olağanüstü güzellikte mermer mozaik zeminler ve freskolar için bile gezmeye değer kilisede göreceğiniz Meryem Ana’nın hemen hemen gerçek boyuttaki portresi ise bir daha unutulmamak üzere hafızanıza kazınacak.  

Andriake

Andriake

Myra’nın limanı olan Andriake, siltlenme dolayısıyla bugün bir bataklığı dönüşmüş ancak geriye kalan liman hala çok etkileyici. Gezginlerin en az altı kilisesi olan  Andriake’yi ziyaret etmelerindeki asıl neden ziyaretçilerini hayrete düşürecek kadar iyi durumda olan Hadrian ambarı. Ambarın ön yüzü Hadrian ve eşi Faustina’nın portleri ile süslenmiş ve yanlarına da hayırseverlik ve cömertliklerini anlatan uzun bir yazıt eklenmiş.

Kervansaraylar

The Caravanserais

Antalya’nın kuzeyinde uzanan dört Selçuklu kervansarayı, şehrin 1207 senesinde alınmasından kısa bir süre sonra inşa edilmişler. Kervansaraylar zincirinin yapılmasındaki ana amaç, Selçuklu imparatorluğunun kalbi olan orta Anadolu ile Akdeniz arasındaki ticaret ve iletişimi kurmakmış. Güneyden kuzeye; Evdir Han, Kırkgöz Han, Susuz Han ve İncir Han. Hepsi de Selçuklu mimarisinin baş yapıtı olarak kabul edilen kervansarayların içinde en büyükleri olan İncir Han’ın girişinin üstünde benzersiz bir yivli kemer ziyaretçilerin dikkatini hemen çekiyor. Susuz Han ön cephesindeki zarif işçilik ve merkez kubbesinin altındaki muhteşem tonozlu holüyle; kervansaraylar içinde en bozulmamış olan Kırkgöz Han ise büyük 13 odayla çevrilmiş avlusu ile belleklerde yer ediyor. Dönüş yolunuzda rotanızdan biraz ayrıldığınız zaman, yoldan sadece bir kilometre kadar içerde küçük ama çok hoş bir klasik kent olan Ariassos’la karşılaşırsınız. Girişte göreceğiniz, günümüze mükemmel durumda kelen üçlü kemerse buraya gelişinizin ödülü olacak.

Åželaleler

The_Waterfalls

Tarihi anıtlara ilaveten  Antalya ve çevresi şelaleleriyle de ünlüdür. En meşhuru büyük bir nehrin kayalıklardan doğrudan denizle buluştuğu Düden Şelalesi, en büyüleyicisi ise nehrin ormanın içine döküldüğü Kurşunlu Şelalesidir.

Yazdýr Arkadaþýna Gönder
Share
Koç
Gri Creative Agency
Geribildirim | Kariyer | Medya | Paro | İletişim | Gizlilik Politikası | Foto Galeri | Divan Hakkında | Preferred Hotel Group

Oteller | Mekanlar | Özel Fırsatlar | Toplantılar ve Etkinlikler | Divan Touch | Restaurantlar | Pastaneler

Lokasyonlar: İstanbul   Ankara   Antalya   Bodrum   Çorlu   Bursa   Erbil

©2012 Divan Hotel Group. All rights reserved

Greening Hotels